Yargı TDK’da; “düşünme, kavrama, karşılaştırma, değerlendirme gibi yollara başvurularak, kişi, durum ya da nesnelerin eleştirici bir biçimde değerlendirilmesi”
Yargılamak ise TDK’da; “herhangi bir kimse, şey, konu vb.yle ilgili olumlu veya olumsuz görüş belirtmek” olarak tanımlanmaktadır.
Aslında yargılanmak dediğimiz tanımın kendi kültürümüzde her zaman olumsuz olarak algılandığı aşikardır. Ne yazık ki toplumun sosyolojik yapısı içinde de bu şekilde bir görüş nesilden nesle yayılmış ve kabul görmüştür. Kimse kimse tarafından eleştirilmek istememektedir. Burada dikkat ederseniz tıpkı “yargılamak” kelimesinde olduğu gibi “eleştiri” de olumsuz bir değere sahiptir bizim toplumuzda.
Genel olarak insanların rahatsız olduğu bir durumudur “yargılanmak”. Yukarıda da bahsettiğim gibi bunu bu şekilde kabul etmenin verdiği birtakım sorunlar da beraberinde bizimle büyümektedir. Sonuç olarak başkaları tarafından sürekli eleştirilen ve birçok konuda başarısız olacağını düşünen varlıklara dönüşmekteyiz.
Her insan özünde birbirinden farklı ve eşsizdir. Herkesin yetiştirilmesi, yaşadığı coğrafya ve kültür kişiliğimizin oluşumuna katkı sağlayan ve bizim kim olduğumuzu belirleyen şeyler olarak ortaya çıkıyor. Her ne kadar bu gerçeği bilsek de, fütursuzca karşımızdakini yargılamaktayız.
Yargılamak, sadece karşındaki ile ilgili bir durum değil maalesef. Aslında yargılayan kişi, yargıladığı kişiden daha çok kendisi hakkında bir şeyler söyler. Gerçek şu ki karşındakinin zevki sizinkilerle aynı olmayabilir. Kimse sizin gibi bakmak ve görmek zorunda da değil. Hatta kimse bir şeylerin onları, sizi etkilediği gibi etkilememesi de muhtemel bir ihtimal. Dolayısı ile bu bakış size ait ve ağzınızdan çıkan şeyler çoğunlukla sizi yansıtmakta. Ayrıca bu tutum kişinin kendisini olduğu gibi sevmemesine de sebep olmakta. Kişi kabul görmüyor ve kendi duygu ve düşüncelerinin sürekli eleştirileceği düşüncesi ile artık fikirlerini özgürce söyleyemiyor.
Bu sözü seviyorum.
“Benim adımı biliyorsun, hikayemi değil. Ne yaptığımı duymuşsundur ama benim yaşadıklarımı yaşamadın. Nerede olduğumu biliyorsun, ama nereye gittiğimi bilmiyorsun. Güldüğümü görüyorsun, ama ne acılar çektiğimi bilmiyorsun. O yüzden sakın beni yargılama.” – Anonim
Sonuç olarak kendini değersiz hisseden insanlar haline geliyoruz. İnsanların aradığı şey ise kendini değerli hissetmek. Kendini yargılamadan dinleyecek kişiler ile birlikte olmak. Bu dünyada tek ve biricik olduğunu ona birinin hatırlatmasını istemek.
Bunu ancak karşımızdakini derin dinlediğimizde ve kendi değerlerimizden sıyrılarak dinlediğimizde gerçekleştirebiliriz. Sizin içinizde var olduğuna emin olduğum bu yeteneğinizi geliştirmeniz, kendinizi ve aslında tüm insanları daha iyi anlamanıza ve dolayısı ile de kendinizi doğru şekilde anlatmanıza yardımcı olacaktır.
Selma Akçakaya’17