Ben insanın iç sesinin her zaman kendisi için çok doğru kararlar verdiğini düşünmüşümdür. Ancak bu şey o iç sesin gerçekten kişinin kendisinden gelip gelmediğini, var olup olmadığını iyi bilmesi ile ilgili. Çünkü doğduğumuz an itibari ile ve belki de cenin haline geldiğimiz günden bu güne o iç ses dediğimiz şeyin başkasının bize öğrettikleri olup olmadığının ayrımına varabilecek farkındalığa sahip olmak önemlidir. Başkasının bize çok uzun süre aynı şeyleri söylemesi bir zaman sonra sanki o bizim iç sesimizmiş gibi duyulur bazen. Hele bir de bunlar olumsuz ise o zaman birçok şeye adım atma ihtimalimizi ortadan kaldırıp cesaretimizi yok edebilir. Ben, bu farkındalık yaşandıktan sonra gerçek iç sesin duyulabileceğini düşünüyorum.
Bir yol bittiğinde yeni bir yola başlamaktır deneyim dediğiniz şey. Yol kavramını somut olarak değil soyut olarak da düşünmekte fayda var. Her bitiş bir başlangıç ve her yolculuğun kendine has kattıkları var. İnsanoğlu her deneyiminden sonra hep bir yerlere ulaştığı yanılgısında oluyor genelde. Halbu ki, bir yerden gelmek bir yere gitmenin de başlangıç evresi. Bu deneyimin içinde sizi değiştiren şeylerdir farkındalıklar. Kendine göre aldığın kararların çoğu sonucu kötü bile görünse “iyi ki yapmışım” dediğimiz şeyler oluyor mesela. İşte o an biliyorsunuz siz de, aslında kötü diye bir şeyin olmadığını. İşte o iç sessiniz gerçeğin ne olduğunu gösteriyor size. Çünkü hiç kimse bilemez bizden başka bizim için neyin iyi veya kötü olduğunu ve aslında özünde çok basit olan şeyi yani, bunun gerçek sizden ibaret olduğunu. Değişim var ise iç sese biraz daha yaklaşıyor insan ve iç sese yaklaştıkça değişimler bizi tam da olmak istediğimiz şekilde büyütüyor. Biz bu dünyayı deneyimlemeye geldik sadece. İç sesinize kulak verin.
Selma Akçakaya’16